John Nash Jr. genç yaşta geliştirdiği kuramlarla artık matematik dünyasının bir numaralı ismi haline gelmiştir. Fakat kısa süre içerisinde kendine olan aşırı güveni sonucunda oluşan kişisel problemleri ile artık baş edemez hale gelir.

Mesaj banal ve iticidir: Çok düşünmek, beyinde kalıcı hasar yaratır.

Bir dahi, sorudan önce cevabı görür.

A Beatiful Mind, birçok ayrıntının iç içe geçtiği bir filmdir. Biraz gizem, biraz gerilim, biraz şizofreni, biraz da soğuk savaş paranoyasıyla ilgili bir aşk hikayesidir. Anlattığına göre zeka, bizi diğer canlılardan ayıran, bize gurur biraz da ünvan kazandıran, bizi yaratıcımıza yaklaştıran en değerli silahtır. Tanrının bize o görkemli ve eşsiz hediyesini kaybettiğimizde ne tür bir sorun olur?

Nobel ödüllü John Nash Jr. başlangıçta bu hediyeyi en iyi şekilde taşıyan bir deha olarak gözükür. Matematik derslerine girmeyi küçümseyecek kadar iyi bir matematikçidir. Onun tek amacı, hemen ve acele bir şekilde kendi teorisini yaratmak, insanlığa en yüksek düzeyde katkı sağlamaktır. Bunu başarır da... 14 ayda yarattığı Nash Denklemi ile Nobel'i kazanacaktır.

Peki o başarılarla dolu arada neler olmuştur? Ne yazık ki bilmediğimiz çok acı şeyler. Nash, kolay onarılamayacak bir hastalık olan şizofreniye yakalanmıştır. Belki o yıllarda tüm ABD'yi saran ve kolektif bir histeriye dönüşen komünizm korkusunun da katkısıyla Pentagon'un kendisinden gizli Sovyet şifrelerini çözmesi için yardım istediğine inanmış ve zihninde bir dizi hayal ürünü, olay ve kişilik yaratmıştır. 

Komediyle tanınan Ron Howard, bu olağanüstü ve de gerçek öyküyü, zaferle trajedi arasında gidip gelen bir hayatı anlatan kitaptan sapasağlam bir film çıkarmış. Sinemayı allak bullak edecek ya da devrim yapacak bir film değil ama her şeyiyle dört dörtlük, düzenli, heyecanlı ve dengeli bir filmdir.  

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları